Öykümüz

Biraraya gelip bilimsel çalışmaları şekillendirebileceğimiz bir kooperatif kurma fikri ilk ortaya atıldığında herşey çok hızla gelişti. Öykümüz hayatın içinden gelen bir fikirle, bir "arkhe" ile başladı. Bilimsel merak ve ilgi alanları “çeviriyi kuşatan ve içeren tüm olgular” olan bir grup çeviri üreticisi, okuru-yazarı, araştırmacısı 2013 yazında, o güne dek birikmiş okuma, araştırma ve üretimlerin onları getirdiği toplumsal zeminden bağımsız düşünülemeyecek daha geniş ve kapsayıcı sorulara yanıt aramak, bu arayışta yeni yöntemleri ve mekanları birlikte oluşturmak üzere yola çıkıldı. 

İlgi alanları yazından felsefeye, dil edincinde bilişsel süreçlerden afette rehber çevirmenliğe, çeviri sosyolojisinden Kafkaesk çözümlemelere, kadın yazınından AB müktesebatı çevirisine, çeviri teknolojileri araçlarından çevirmenin habitusuna, toplumsal hareketlerde çeviri süreçlerinden hukuk çevirisine, meslek standartlarının oluşturulması süreçlerinden bilişsel çözümlemelere, spor çevirmenliğinden mülteci çevirmenliğine dek geniş bir yelpazeye dağılmış olan bizler, var olan içinde bulunduğumuz ve/ya dışında kaldığımız yapılanmalara varlığıyla zenginlik ve çoğulluk katacak bir yapı oluşturmaya karar verdik.


İlk bir araya gelişler, sohbetler birlikte bir üretim ve paylaşımın içeriği ne olursa olsun ortaklaşa bir emek sürecinin, hiyerarşinin olmadığı paylaşımın esas olduğu bu tür bir yapılanmanın en uygun tezahürünün bir kooperatif yapılanması olduğunu gösterdi bize. Var olan yapılar ve kurumlar, bilimsel araştırmanın gerek içerik gerek yöntem gerekse de uygulaması bakımından bu tür yatay bir örgütlenme ve çalışma biçimini karşılayacak durumda değildi.


Her bir bileşenin gerek benzer gerek farklı sorunsallaştırdığı araştırma konuları ve araştırma yöntemleri, bilimsel çalışmanın toplumsal boyutu, toplumsal süreçlere etkisi ve katkısı gibi temel noktalardan hareketle fikir alış-verişi düzeyinde başlayan toplantılarımız, eş zamanlı olarak uygulama alanları ve mekanlarının bulunması, projelendirilmesi, çalışmalarda ortaklaşa hareket edilecek kişi ve kurumlarla iletişime geçilmesi gibi pratik süreçleri de içine alarak ilerledi. Kuram ve uygulamanın birbirinin olmazsa olmazı olduğunda hepimiz hemfikiriz. Bu doğrultuda düşünsel süreçlerin yaşamdan beslendiğini, toplumsal dinamiklerin birbiri ile iletişiminde yani yaşamın içinde, uygulamada, etki-tepki ile sorularımıza yanıt bulacağımızı düşünüyoruz.


Uygulama içindeyken yeni sorunsallar oluşacağını, bu sorunsallara çözüm arama süreçlerinde birey, toplum, yaşam üçgeninde tüm canlıların ve doğanın varoluşuna eklemlendiğimiz noktadan elimizden gelen tüm katkıyı koyabilmek adına, evrensel haklar ve özgürlükler çerçevesinde çabalayabileceğimizi düşünüyoruz.


Kurduğumuz "Bilimsel Araştırma, Eğitim ve Uygulama Kooperatifi"nin kısaltmasına karar verirken, bilginin hayatın içinden doğmasını ifade eden "arkhe"nin de "Ark" olup rastlantıyla veya rastlantıdaki zorunlulukla "bilArk"ın içine sızdığını gördük.  BİLARK bilmenin yapa”bilmek” olduğu, paylaştıkça çoğalacak ve dönüşecek bir bilimsel etkinliğin bireyi-toplumu ve doğayı, yine birey-toplum ve doğa yararına dönüştürecek bir etkinlik olduğundan hareketle, ırk, din, dil, cinsiyet, tür ayrımcılığına karşı, evrensel haklar ve özgürlüklere, canlı yaşamına ve doğaya saygılı, demokratik, şeffaf ve paylaşımcı, öz-dönüşümsel bir bilimsel çalışmanın bir bileşeni olmak için çalışmalarına başlamış bulunuyor. Uzun erimli ve çoğalarak ilerleyen bir sürece…


Öykümüz devam ediyor.

Organik Beslenme